İngiltere merkezli çevre örgütü
Born Free Vakfı'nın desteğiyle düzenlenen 2019 Komik Yaban Hayatı Fotoğrafları
Yarışması'nın finalistleri belli oldu. BBC TÜRKÇE
Deprem zaten kanalı açacak! Cumhurbaşkanı’nın geçen gün yaptığı yeni atamalar faslından, Doç. Dr. Nurdan Memişoğlu Apaydın da DLH Marmaray Bölge Müdürü oldu. Vatana millet hayırlı olsun. Olsun da, hanımefendinin Kanal İstanbul hakkında yazdıklarını okuyunca; siz deyin 6.9, ben diyeyim 7.8 şiddetindeki bir depremle sarsıldım! Hanımefendi Marmaray müdürü mü, deprem mühendisi mi yoksa eşi emsali görülmemiş bir kahin mi anlamak zor. Bakıyor Marmara’nın haritasına 500 yıl, 1000 yıl sonrasını görüyor. “Burası zaten kendiliğinden yarılıp, Kanal İstanbul olacak” diyor. “Neden şimdiden yapmayalım” diyor. Üç cümleye, yeryüzünün meçhul evrimini sığdırıyor! Hele de karşı çıkarsanız Kanal İstanbul’a, tokadı patlatıyor alnınızın ortasına: “Kanal İstanbul’u istememek sadece akıl tutulması olabilir.” Eyvallah. Ben razıyım uçuk kaçık olmaktansa, tutuk akla! Prof. Ahmet Ercan uyarıyor Neyle laf çevirmeyi bırakalım, işi gerçekten bilen bir insanla konuşalım...
Başka bir konuyu yazma niyetiyle oturdum klavyenin başına ama dışarı çıkmam gerekince… Çıktığımda manzarayı görünce… “Of” dedi. “Ah” dedim. “Vah” dedim. “Yuh” dedim. Ve maalesef… “Nasihatle uslanmayanın hakkı kötektir!” dedim. Yanlış anlaşılmasın. “Kötekten” kastım, bazı Uzakdoğu veya Afrika ülkelerindeki gibi, eli sopalı adamların sırtları okşadığı bir uygulama değil elbette. * * * Her gün 72 bin 849 kere tekrarlanan “maske takın” uyarıları para etmeyince, il valilikleri ardı sıra “maske takmadan dışarı çıkmak yasak” kararı aldı, alıyor. Yani… Kural belli, yasa belli. “Kötekten” kastım, bu işte. Maske takmayana hiç acıma, kes para cezasını kardeşim. Yine belli ki, başka çaresi yok bu işin. * * * Çoğu kişi yaşanan kabusun farkında, bilincinde. Yaşlıca bir karı koca gördüm, yanlarında torunları… Üçü de maskelerini doğru düzgün takmışlardı. Yine bir anne, bebek arabasındaki çocuğundan maskeyi esirgememiş, doğru olanı yapmıştı. Helal...
Okumanızı öneriyorum. İnsan için, şehir için, geçmiş için, gelecek için… · Ölülerimize olan bağlılığımız, yalnızca kendilerine karşı vefa borcumuz değildir; onlarla kurduğumuz ilişki, aynı zamanda uygarlığımızın göstergesidir. Nitekim “uygarlık, ölülere saygıyla başlar” der Giuseppe Garino ve mezar kavramının doğuşu araştırmacılar tarafından insanlık eşiğini geçmenin önkoşulu olarak kabul edilir. · Ölülerimiz “yer”i yuva, toprağı vatan kılar bizim için. Şehrin tarihi mezarlıklarının tarihidir, mezarlık olmaksızın şehir kurulamaz. · Günümüzün metropol yaşamı yalnızca hızı temposuyla değil, aynı zamanda bireyi eğlenceye ve tüketime teşvik eden, yaşamın anlık mutluluklarını yücelten ve bu suretle ölümlülüğünü unutturmaya çalışan yapısıyla da ölüleri yaşayanların dünyasından uzaklaştırıyor, yalnızlaştırıyor. · ...
Yorumlar
Yorum Gönder